|
|
February 09 Hey Sam Amca, Sana sesleniyorum, sana: Bakma, sayımız azdır. Silahsısız ama, Snin gözü dönmüş askerlerinden fazla Atan kalbimiz, Temiz beynimiz var... Bakma tüfeğimizin olmadığına, Gözlerimizin hepsi, Atılmayı bekleyen kurşunlar yuvalarında. Senin güllelerin kadar ağır olmasa da Daha etkilidir sözün mızrakları, Kanayan dudaklarımızda. Hey Sam Amca, Sana sesleniyorum, sana: Biliyoruz senin ne mal olduğunu. Lazerlerin yayılsa da bütün kainata, Almış olsan da uzayı, Ve uçsa da uyduların orada, Kalksada roketlerin yerinden, Kalksa da bizi vurmak için derinden, Ve düşse de başlar kederinden, Ayrılmadık, ayrılmayız İnandığımızın peşinden.. Hey Sam Amca, Sana sesleniyorum, sana: Sen bir vampirsin -En kanlısından hem de- Sen insanların kanını döktün -İçmek için toprağınkini- Hey Sam Amca,beheyyy! Dinle, bu çığlık sana. Anla, bu isyan sana. Uyanış günü yakındır, İşte o gün, Senin de biteceğin andır! Hey Sam Amca, Sana sesleniyorum sana: Belki görmez yaşlı, hain gözlerin. Duyan kulağında mı yok?! Dinle bak, yol verdik sana. Al pılını pırtını, Topla tasını tarağını, Yürü git amerikana!!! February 06 Düşünmeden edemiyorum, Nasıl oluyor da insanlar, Tapabiliyorlar kendi yaptıklarına. Nasıl oluyor da onurlarından, İnsanlıklarından geçebiliyor? Nasıl oluyor da, İplerde sallanan başlar, Sadece DÜŞÜNDÜ diye, Parmaklıklar arkasında geçen yaşamlar Daha önemli olamıyor Aniden düşen borsadan? Nasıl oluyor da görünmüyor Açlıktan biten hayatlar? Ve nasıl duyulmuyor, Bİterken hayatlar, Atılan derin çığlıklar... Nasıl kapanıyor da gözler Sorulmuyor ''Neden yaş içindeler?'' Cevaplar ortak, basit... Hani üstad demiş ya: ''Yüreklerin kulakları sağır...'' Peki aradan geçen onca senede Hiç mi düşünmedi insanlar? Hiç mi farketmediler içlerindeki vahşeti? Aslında biliyorum sebebini. Biliyorum da hani... Dilim varmıyor söylemeye. Öte yandan haykırmak istiyorum gerçeği. Sanmayın ki korkudan bu mukayese, Sadece düşünüyorum zamanı geldi mi diye... İşte bütün bunları düşünürken, Hayaller geçiyor gözümün önünden: Bir rüzgar delicesine esiyor: Karayel... Öyle güçlü, öyle kararlı ki, Siyah bukutlar dağılıyor birer birer. Bütün hırslarımızı, nefretlerimizi, Bütün karanlıklarımızı alıp gidiyor. Başlangıçtan beri varolan, Unutmaya başladığımız güzellikler ortaya çıkıyor. Umut doluyor dünya, Yaşam doluyor. Ardından insanlar geliyor. Ama robotlaşmış olanlardan değil. Bildiğin insan... Öyle insanlar ki, Tabiatın yeşilini, Tercih edebiliyorlar paranınkine. Öyle insanlar ki, Bir varil petrol için yemiyorlar birbirlerini... Uzayıp gidecekken tasvirler, Dehşetle açılıyor gözlerim, Boğazımda büyük, kanlı eller... Karşımda bir çift siyah göz: ''Sus'' diyor bana, ''Sus!'' Hayallerim onu kızdırmış olsa gerek. O an aklıma geliyor bildiğim, Bilip de söyleyemediğim. Ve anlıyorum, Yüreğimi susturuyordu o büyük, kanlı eller. Ama umutlar korkutuyor onu, Hayaller korkutuyor. Bu yüzden şimdi beni, Boğmak isiyor. O sıktıkça coşuyor yüreğim, Yürek coştukça o daha çok sıkıyor. Ve nihayet başlıyorum haykırmaya: İnsanı birbirine düşüren, Para için başkasını öldürten güç bu! Ülkenin geleceğini Bir kara çarşafa bağlayan, Kalan parçalarla da, Gözleri kapatan güç bu! Yürekleri susturan, Onları sağır kılan güç bu! Haykırdıkça sıkıyor eller, Onlar sıktıkça yürek coşuyor. Bizden korkuyor! Bizden korkuyor! Devam ediyor yüreğim, Hayret, ölüm bu kadar yakınken, Hayat türküsü çınlıyor kulaklarımda. Bir benim yüreğim de değil, Binlercesinin sesi bu. Boğazımda büyük, kanlı eller... Devam ediyorum haykırmaya: Bizden korkuyor! Bİzden korkuyor! Bizden kor-... Baran Karaca
Siz kör karanlık bir kuyudan bakan gözler, Bizse baktığınız kuyunun kendisiyiz... Siz yolumuza dökülen taşlar, Bizse yolun efendisiyiz... Evet belki siz mükemmelsiniz, Bükülmez tunçtan, demirden bileğiniz.. Ama biz tuncun da demirin de ta kendisiyiz... Doğrudur, yenilmez demir kanatlı uçaklarınız.. Ama uçakarınızın uçtuğu yer, Bizim deli gözbebeklerimiz... Belki diyeceksiniz bize: ''Siz kimsiniz?'' Zor değil cevabı, söyleyebiliriz... Biz yarınız, geleceğiz Biz hayatın ta kendisi, gerçeğiz.. Biz 3, 5, 10, 100 kişi değil, 3000 5000 değil... Dedik ya gerçeğiz biz. Sevmek biz, Yaşamak yaşatmak biz, Sevgiler, umutlar biz, Emek biz... Belki de diyeceksiniz: ''Nereden gelir gücünüz?'' Tabi ki bilmezsiniz. Biz gücün ta kendisiyiz. Baharı, yağmuru, karı, Yaşamı aldık arkamıza.. Bizi korkutamaz silahlarınız. Dağıtamaz üzerimize doğrulan toplar. Biz topu, tüfeği dövenleriz... Peki ya siz kimsiniz? Ya da nesiniz? Siz mutlu olmaktan aciz, Kör, karanlık kuklacılarsınız. Siyah sahnelerinizde oynadığınız oyunları, Evet göremeyiz belki biz... Evet oyun başlayınca yenilmezsiniz. Ama biz oyunu izlemeye gelmedik. Perdeleri yakmaya geldik biz! Sahneleriniz olmayınca, Tahta kuklalarınız bize karşı ne ki... Şunu anlayınartık, Bugün uyanıyoruz biz. Eğer o kadar erseniz, Atın mermilerinizi; Aydın beyinlere, coşgun yüreklere çarpıp geri geldiğinde Şaşırmayın ama... Belki o zaman anlarsınız: Siz bir hiçsiniz... Bizse bahar, Bizse yağmur, Bizse kar... Tabiatız biz, Kuyunun dışındaki evreniz. Kabul edin artık, Sevmek biz, Yaşamak, yaşatmak biz, Sevgiler, umutlar biz. Emek biz... Baran Karaca
|